Monthly Archive for Ekim, 2011

Emre Aydın – Kim Dokunduysa Sana Ona Git

yapma,dokunma
kim dokunduysa sana… ona git
nerede unuttuysan beni… orda kal
ezdirmem kendimi sana.

sakın yapma bunu, gelme, af dileme benden, seni affetmek acizliğini yaşatma bana. önce tutunup sonra fırlatıldığın kollarda kal. kim hoplattıysa seni ona git, gidebilirsen… hayır gösteremem sana acizliğimi, sana hala zaafım olduğunu kendime bile itiraf edemezken, dönme, deneme beni, çünkü sana da itiraf edemem bunu. senden nefret edeceğimi düşünüyordum ama anladım ki nefret değil bu, nefretten çok merhamet var bu duygu karışımının içinde, acıyorum sana. aşkı bu kadar kirleten bir daha aşık olamaz ki…

“yaptım çünkü aşık oldum ” deme,
konuşma
ona öyle demezler buralarda
alem inansa sözüne, ben inanmam

konuşma, yapılacak en son şey çünkü konuşmak. aşık oldum deme bana, ondan yaptım deme. bana da aşıktın, sus çünkü artık senin aşk tanımın sadece bir iğrençlik benim için. yaptığını meşrulaştırmaya çalışma, kevaşeliğinle kirletme aşk dediğin şeyi, zevk aldım de, verdim kurtuldum de, sende bulamadığımı başkalarında aradım de, korktum kaçtım de, intikamımı aldım de, sanane de… yok yok, sus konuşma.

beş para eder mi varlığın?
ki yokluğun beni acıtsın
alem eğilsin önünde, ben eğilmem

ne varlığının değeri var artık benim için, ne yokluğun acıtır. sadece hiçsin, olmayansın, yokluksun… dur dinle… yalan söylüyorum… varlığının artık benim için hiçbir şey ifade etmeyeceğine emin olsam da yokluğun beni acıtıyor, midem yukarı çekiliyormuş gibi hissediyorum, kramplar giriyor beynime seni düşündükçe, nefes nefese kalıyorum, kusuyorum, gözlerim yanıyor, yutkunamıyorum, tir tir titriyorum. söyleyemem sana bunları, anlatamam, dimdik dururum önünde.

yapma,dokunma
kim dokunduysa sana… ona git
nerede unuttuysan beni… orda kal
ezdirmem kendimi sana.

sana dokunana git, hala gidebiliyorsan eğer, hatıralarımızı onunla yaşamışsınız gibi anlat dostlarına anlatabiliyorsan eğer ya da hala anlatacak dostun kaldıysa. kaybettin sen, yaptığının bahanesi ne olabilir ki, hangi bahane meşru hale getirbilir bunu? aşık mı oldun, veresin mi geldi, beni mi aradın, unutmaya mı çalışıyordun… hay lanet. hepyek.

sen öğrettin bana ağlamayı
başıma yastık koyup hıçkırmayı
alem affetse seni,ben affetmem

ne kadar çok şey öğrendim senden, o kadar çok paylaştık, anlaştık ki gittiğinde ilk aklıma gelen, artık bunların bittiği olmuştu. o an düşünemedim senden daha öğreneceğim çok şey olduğunu… adam akıllı ağlamayı öğrendim, yastığımı ıslatmayı, sabah olduğunda yataktan uyumamış olarak kalkmayı, utancımdan yorganın altında ağlamayı, güçlü adamı oynamayı, ağlarken kahkaha atmayı…

onlar gibi değilim ben
adam olmadı hala benden
adam kölen olsun senin,ben olmam.

onlar gibi olamadım, bir kuru aşkım vardı yetmedi sana. olamadım senin istediğin gibi biri, olamadım filmlerdeki aşıklar gibi, seni sadece sen olduğun için sevmemeyi beceremedim. beni ben olduğum için sevdiğini söylerdin hep, eğilmedim önünde, senin kevaşeliğine gururumla cevap verdim. beraber yapamadığımız bütün beraberlikler adına diyorum ki; beraber adam olduk, bak ne güzel… evet ağladım, evet acı çektim, evet sen de geri geldin ama yapma bunu, konuşma, anlatma ne yaptığını… sadece sus ve git.

yapma,dokunma
kim dokunduysa sana… ona git
nerede unuttuysan beni… orda kal
ezdirmem kendimi sana

dokunma bana kirli ruhunla, git…

hayat! böyle bir şarkıdır işte.



Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes